HAMİLELİKTE İLAÇ KULLANIMI VE ZARARLI

GEBELİKTE İLAÇ KULLANIMI VE ZARARLI İLAÇLAR

HAMİLELİKTE İLAÇ KULLANIMI VE ZARARLI (TERAROJEN) İLAÇLAR

Gebelik dönemi bazı yakınmalar, önceden varolan hastalıklar ya da gebelikte yeni gelişen durumlar nedeniyle çeşitli ilaçların kullanıldığı bir dönemdir. Elbette tıbbi durumlar gerektirdiğinde gebelik döneminde de ilaçlar kullanılmalıdır. Anne adayı şiddetli yakınmaları olduğunda gebe olduğu için tıbbın tedavi olanaklarından yoksun bırakılmayacaktır. Ancak gebelikte ilaç kullanımında uyulması gereken kurallar vardır ve bu kurallara uyularak kullanıldığında, gebelikte alınan ilaçların gebelik ve bebek üzerinde istenmeyen etkiler oluşturması beklenmez.

En önemli kural gebelikte tıbbi durum ya da yakınmalar ilaç kullanımını gerektirmedikçe ilaç kullanmamak ve kullanılacak ilaçları mutlaka doktor önerisiyle kullanmaktır. Hemen her tıbbi durum için gebelikte kullanıma uygun bir ilaç vardır.

Son adet tarihinden itibaren 31. Gün ile 71. Gün arası organ teşekkülünün meydana geldiği dönemdir ve teratojen dönem olarak adlandırılır. Bu günler arasında bebekte meydana gelen olumsuz etkiler anomali ile sonuçlanabilir. Çok acil bir durum dışında bu devrede ilaç kullanılmamalıdır.

Fertilizasyon yani döllenmenin gerçekleşmesinden sonraki ilk 2 hafta “ya hep ya hiç” dönemi olarak adlandırılır. Yani ilaç ya embryoyu hiç etkilemez ya da bir düşüğe neden olur. Bu iki haftalık dönemden sonra ilaçlara maruziyet çeşitli anomalilere neden olabilir. Fertilizasyondan sonraki 2-8 haftalar arası embriyonik dönemdir ve malformasyonlar açısından en riskli dönemdir. Fertilizasyondan 8 hafta sonra yani son adet tarihinden 10 hafta sonra fetal dönem başlar, bu dönemde de ilaçlara maruziyet bazı anomalilere neden olabilir.

İlaçlar gebelikte kullanıldıklarında gösterdikleri fayda zarar oranına göre aşağıdaki şekilde gruplara ayrılırlar. Buna göre örneğin A kategorisindeki bir ilaç gebelikte hiçbir zarar olmadan rahatlıkla kullanılabilir. B kategorisindeki ilaçlar da genellikle rahatlıkla kullanılır ancak C kategorisindeki ilaçlar gebeliğin ve hastalığın durumuna göre beklenen fayda olası zarardan fazla ise ve ilaç mutlaka gerekli ise kullanılır. D ve X kategorilerindeki ilaçlar zaten hayati bir durum olmadıkça kullanılmazlar. Gebelikte hangi kategoride ne tür ilaç olursa olsun (vitamin bile olsa) asla doktora danışılmadan kullanılmamalıdır çünkü her gebeliğin ve her hastalığın durumu farklı olabilir. Bir gebeye faydalı olan ilaç diğerine zararlı olabilir.

Gebelikte ilaç kategorileri:
A kategorisi ilaçlar
İnsanlarda yapılan çalışmalarda kullanılan ilacın fetusa bir zarar vermediği saptanmıştır

B kategorisi ilaçlar
Hayvanlarda yapılan çalışmalarda fetusa risk yoktur ancak insanlarda çalışma yapılmamıştır, veya hayvanlarda olumsuz etki saptanırken insanlarda yapılan çalışmalarda risk bulunmamıştır

C kategorisi ilaçlar
Hayvan deneylerinde olumsuz etki saptanmıştır ancak insanlarda deney yapılmamıştır.

D kategorisi ilaçlar
İnsanlarda fetusa olumsuz etki riski vardır ancak annenin yaşamını tehdit eden bazı durumlarda kontrollü olarak kullanılabilir.

X kategorisi ilaçlar
Fetal risk son derece yüksektir. İlacın kullanımındaki risk yararından çok daha fazladır.

gebelikte ilaç kullanmak
Resmi büyütmek için üzerine tıkla

Gebelikte kullanılması zararlı ilaçlara bazı örnekler:
– Antokonvülzan ilaçlar (epilepsi ilaçları) nöral tüp defekti, fetal hidantoin sendromu, yarık damak dudak, kalp anomalileri ile ilişkili olabilmektedir.
– Antihipertansif ilaçlardan ACE inhibitörleri gebelikte kullanılmaz, teratojendirler. Bunların gebelikte kullanılması fetal böbreklerde iskemi, anüri, IUGR, ucuv kısalığı, kalvaryum gelişme defektlerine neden olabilir. (ACE inhibitör fetopatisi)
– NSAI ilaçlar (indometazin) özellşkle 72 saatten fazla süre kullanılırlarsa ve 32. haftadan sonra kullanılırlarsa duktus arteriozusun erken kapanması ve oligohidramniosa neden olabilmtedir.
– Bazı antiviral ilaların gebelikte kullanılması sakıncalıdır (ribavirin).
– Metotreksat, siklofosfamid gibi antimetabolit ilaçlar gebelikte teratojen etki yapabilirler.
– Gebelikte heparin tedavisi uygulanabişmektedir (plasentadan geçemez) ancak warfarin teratojen etki yapabilmektedir. Warfarin embriyopatisi anzal hipoplazi, vertabral anomaliler ile karakterize bir durumdur.
– Hamilelik sırasında lityum kullanılması kalpte Ebstein anomalisi, hipotiroidi, diabetes insipitusa neden olabilmektedir.
– Gebelik sırasında DES (dietilstilbestrol) kullanılması kız bebekte müllerian anomalilere, hipoplastik uterusa veya T şeklinde uterusa, berrak hücreli kanserlere neden olabilmektedir.
– Kortikosteroidlerin ilk trimesterde kullanılması ile yarık damak dudak riskinde artış olduğunu gösteren araştırmalar vardır.
– İzutretinoin çok teratojen bir ilaçtır (anotia, mkrotia, timus aplazisi, yarık damak dudak, kalp anomalileri, santral sinir sistemi anomalileri)
– Gebelik sırasında telidomit kullanılması fokomeli ile ilişkilidir. (Fokomeli: Kol ve bacakların olmaması; el ve ayakların omuz ve kalçaya tutunması durumu)
– Gebelikte tiroid hastalıkları nedeniyle radyoaktif iyot kullanılması kontrendikedir.
– Toluen kullanılması fetal alkol sendromuna benzeyen toluen embriyopatisine neden olabilir.
– Gebelikte sigara, alkol ve kokain kullanımı da ciddi teratojen etki potansiyeline sahiptir.

mozozigotik ikiz gebelikler

FETUS IN FETU (FIF)
Fetus-in-fetu (FIF) ikiz gebeliklerin gelişmesi esnasında oluşan nadir bir anomalidir. İkiz fetuslardan birisi diğerinin vücudunun içerisinde gelişmekte ve canlılığını yitirmektedir ve tek bebek doğumu gerçekleşmektedir. Canlı doğan bebekte ileriki yıllarda karında bir kitle olarak diğer ikiz eşi tespit edilebilmektedir. Diamniyotik, monokoryonik, mozozigotik ikiz gebeliklerde embriyonun zigot evresinde asimetrik bölünmesine bağlı olarak gelişen bir anomalidir. Her üç germ yaprağından köken alan ve retroperitoniyal bölgede %5 oranında saptanan teratomların bir formu olan fetiform teratomlara (FT) klinik açıdan benzer bir durumdur. Fetus – in- fetu ile fetiform teratorm arasında ayırım yapmak zordur.

Fetus-in-fetu (FIF) ilk kez 1800 yılında Meckel tarafından tanımlanmıştır. Bu güne kadar 80 civarında fetus-in-fetu olgusu bildirilmiştir. Bu durum çoğunlukla 1 yaş civarındaki bebeklerin karnında kitle olması şikayetiyle başvurması sonucu yapılan araştırmalar neticesinde saptanmaktadır. Bu kitle büyüyerek etraf dokulara örneğin idrar yollarına bası yapabilir, bu basılara bağlı şikayetler de oluşabilir.

FİF olgularında kitle sıklıkla karında üst retroperitoniyal bölgededir (% 80), ancak az da olsa kafa içerisinde, skrotum ve karaciğerde bildirilen olgular mevcuttur. Kitle sıklıkla vertebra, extremiteler, deri, barsak ve sinir yapıları içerirken nadiren gonad, adrenal, kalp ve akciğer ve çok nadir olarak da pankreas ve dalak dokusu içerebilir. Tanı ve tedavi için kitlenin ameliyatla çıkarılması gerekir.

Vajinit tedavisinde hastaların dikkat etmesi gereken noktalar

VAJİNAL AKINTI TEDAVİSİ

Vajinal akıntı (vajinit) tedavisi için öncelikle akıntının çeşidini yani etken olan enfeksiyon ajanını belirlemek gerekir. Bunun için bazen akıntıdan çubukla örnek alınarak kültür yapılır, bazen de akıntının kokusuna, rengine, görüntüsüne bakılarak çeşiti tahmin edilir ve ona göre tedavi planlanır. Beyaz peynirimsi süt kesiği gibi olan ve sıklıkla kaşıntı eşlik eden akıntılar genellikle vajinal mantar (kandida) denilen akıntılardır ve bunların tedavisinde ant,fungal (mantarlara karşı) fitil ve haplar, kremler kullanılır. Daha bol miktarda sarı, yeşil, köpüklü, kötü kokulu akıntılar ise bakteriyel akıntılardır (trikomonas veya gardnerella vajiniti), bunların tedavisinde de bakterilere karşı etkili antibiyotikler ve vajinal fitiller (ovüller) kullanılır. Kaşıntı eşlik ediyorsa kremler de kullanılır. Bakire kadınlarda vajinal ovüller yerine ağızdan tabletler ile ilaç tedavisi verilir.

Vajinit tedavisinde hastaların dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır. İlaçların kullanım süresince yaklaşık bir hafta cinsel ilişkiden kaçınılması tedavinin başarısını arttırır. Bunun dışında vajinaya koyulan ovül yani fitiller mümkün olduğunca derine konulmalıdır ve akşam konulacak fitil uyumadan önce konulursa kayması engellenir, daha faydalı olur. Kremler vajinanın içerisine sürülmez sadece dış tarafa kaşıntı olan bölgeye sürülür. (Vajina içerisine aplikatör ile sıkılan kremler vardır, onlar hariç).